Atlas Okyanusu’ndaki yolcu gemisinde hantavirüs paniği: DSÖ açıklama yaptı

Atlas Okyanusu’nda seyir halindeki MV Hondius adlı yolcu gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakaları dünya genelinde paniğe neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise şu an için pandemi riskinin düşük olduğunu ancak potansiyelin bulunduğunu açıkladı.

Atlas Okyanusu’ndaki yolcu gemisinde hantavirüs paniği: DSÖ açıklama yaptı
Yayınlanma: Mayıs 8, 2026 Güncelleme: Mayıs 8, 2026

Atlas Okyanusu’nda seyir halinde bulunan MV Hondius adlı yolcu gemisinde tespit edilen hantavirüs vakaları, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Arjantin’den yola çıkarak Yeşil Burun Adaları’na doğru ilerleyen gemide yaşanan gelişmeler, virüsün yeniden gündeme taşınmasına neden oldu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise mevcut durumda pandemi riskinin düşük olduğunu, ancak virüsün potansiyel bir tehdit oluşturabileceğini bildirdi.

GEMİDE VİRÜS PANİĞİ

MV Hondius adlı yolcu gemisi, Nisan ayı başında Arjantin’den hareket ederek Atlantik Okyanusu üzerinden yolculuğuna başladı. Gemide farklı ülkelerden 147 yolcunun bulunduğu ve seyir sırasında bazı yolcularda hastalık belirtilerinin ortaya çıktığı aktarıldı.

Seyir halindeki gemide yaşanan durum, kapalı bir ortamda hastalığın yayılımına ilişkin endişeleri artırdı. Yolcular arasında farklı zamanlarda ortaya çıkan belirtiler, gemide sağlık kontrollerinin sıklaştırılmasına yol açtı.

CAN KAYIPLARI VE DOĞRULANAN VAKALAR

Gemide yaşanan süreçte üç kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. İlk olarak Hollandalı bir erkek yolcunun 11 Nisan’da yaşamını yitirdiği belirtildi. Bu yolcunun cenazesinin bir süre gemide kaldığı ifade edildi.

Daha sonra aynı yolcunun eşinin karaya çıkarıldıktan sonra uçuş sırasında fenalaşarak hastanede hayatını kaybettiği bildirildi. Ayrıca Almanya vatandaşı bir yolcunun da 2 Mayıs’ta yaşamını yitirdiği açıklandı.

Öte yandan yapılan son açıklamalarda, MV Hondius yolcu gemisinden bildirilen sekiz şüpheli hantavirüs vakasından beşinin doğrulandığı ifade edildi. Bu durum, gemideki sağlık incelemelerinin devam etmesine neden oldu.

DSÖ AÇIKLAMALARI VE RİSK DEĞERLENDİRMESİ

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Ghebreyesus, yaptığı açıklamada mevcut durumun genel halk sağlığı açısından düşük risk taşıdığını belirtti. Ancak virüsün doğası gereği dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.

DSÖ yetkilileri, virüsün uzun kuluçka süresine dikkat çekerek yeni vakaların ortaya çıkma ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığını aktardı. Öte yandan alınacak sağlık önlemleriyle salgının sınırlı kalabileceği değerlendirmesi yapıldı.

DSÖ bünyesinde görev yapan Dr. Maria Van Kerkhove ise hantavirüsün yeni bir virüs olmadığını ve uzun yıllardır bilindiğini ifade etti. Kerkhove, bu durumun COVID-19 benzeri bir pandeminin başlangıcı olmadığını vurguladı.

VİRÜSÜN BİLİNEN ÖZELLİKLERİ VE BULAŞ YOLLARI

Hantavirüs, kemirgenler üzerinden bulaşan virüsler arasında yer alıyor. Genellikle fare ve sıçanların idrarı, dışkısı ve tükürüğü aracılığıyla çevreye yayılıyor. İnsanlara bulaşma çoğunlukla bu partiküllerin solunmasıyla gerçekleşiyor.

Virüsün insanlardan insanlara doğrudan bulaşmadığı, ayrıca kan nakli yoluyla geçiş riskinin bulunmadığı belirtiliyor. Evcil hayvanların doğrudan taşıyıcı olmadığı ancak kemirgenlerle temas etmeleri durumunda dolaylı risk oluşturabilecekleri ifade ediliyor.

Adını Güney Kore’deki bir nehirden alan hantavirüsler, tek bir hastalık değil bir virüs ailesi olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde 20’den fazla tür bulunduğu ve farklı coğrafyalarda görülebildiği aktarılıyor.

BELİRTİLER, TEDAVİ VE DÜNYADAKİ DAĞILIM

Hantavirüs enfeksiyonlarında belirtiler genellikle ateş, kas ağrısı ve yorgunluk ile başlıyor. Kuluçka süresinin 1 ila 6 hafta arasında değişebildiği, bazı durumlarda bu sürenin 8 haftaya kadar uzayabildiği belirtiliyor.

Hastalık ilerlediğinde ciddi solunum problemleri ve böbrek yetmezliği gibi ağır tablolar ortaya çıkabiliyor. Hantavirüs Akciğer Sendromu ve böbrek sendromlu hemorajik ateş olmak üzere iki farklı hastalık formu bulunuyor.

Hastalığa yönelik özel bir tedavi yöntemi bulunmazken, destekleyici tıbbi uygulamalar ön plana çıkıyor. Oksijen desteği, yoğun bakım takibi ve bazı durumlarda diyaliz tedavisi uygulanabiliyor.

TÜRKİYE’DE DURUM VE GENEL DEĞERLENDİRME

Türkiye’de hantavirüsün ilk kez 2009 yılında görüldüğü biliniyor. 2026 yılı itibarıyla ülkede yeni bir vaka açıklaması yapılmadığı ifade ediliyor.

Uzmanlar ve yetkililer, mevcut durumda küresel bir pandemi riskinin düşük olduğunu belirtse de, virüsün potansiyel etkileri nedeniyle dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.

DSÖ’nün açıklamalarına göre virüsün kontrol altına alınması için sağlık önlemlerinin uygulanması gerektiği ve bu durumda salgının sınırlı kalabileceği değerlendiriliyor.