Türkiye Kamu-Sen Tokat İl Temsilcisi Selçuk Kaçmaz, memur ve emekli maaşlarının enflasyon karşısında hızla eridiğini ve yaşam standartlarının düştüğünü vurguladı. Yapılan basın açıklamasında, mevcut zam oranlarının hayat pahalılığını karşılamaya yetmediği, çalışanların ve emeklilerin "yoksulluk kıskacında" yaşam mücadelesi verdiği belirtildi. Kaçmaz, "Enflasyon kadar zam yetmez, insanca yaşam istiyoruz" diyerek yetkililere acil çözüm çağrısında bulundu.
Memur ve Emekliler Yoksullukla Boğuşuyor: Kamu-Sen'den Sert Tepki
Tokat'ta yürek burkan bir gerçeklik yankılanıyor; memur ve emekliler, maaşlarının enflasyon karşısında pul olmasıyla adeta yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye Kamu-Sen Tokat İl Temsilcisi Selçuk Kaçmaz, Defterdarlık önünde yaptığı basın açıklamasıyla, kamu çalışanları ve emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik çaresizliği tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Son yıllarda dudak uçuklatan hayat pahalılığının, maaşları adeta buharlaştırdığını belirten Kaçmaz, mevcut ücret politikalarının sürdürülemez bir noktaya geldiğini sert bir dille ifade etti. Bu durumun artık geçici bir dalgalanma değil, derinlere kök salmış yapısal bir sorun haline geldiğini vurgulayan Kaçmaz, yetkilileri gözünü açıp gerçekçi ve kalıcı çözümler üretmeye davet etti.
Enflasyon Rakamsal Bir Zafer mi, Yoksa Alım Gücünün Ölümü mü?
2025 yılına ait açıklanan enflasyon rakamları, memur ve emekli maaşlarının ne denli eridiğini bir kez daha çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. Resmi enflasyonun %30,89 gibi dikkat çekici bir orana ulaşmasına karşın, memur maaşlarına yapılan artışın yıl genelinde yalnızca %22,5 seviyesinde kaldığını belirten Kaçmaz, bu farkın kamu çalışanlarının cebinden doğrudan çıktığını acı bir dille ifade etti. "Enflasyon yükselmiş, maaşlar erimiştir" sözleriyle durumu özetleyen Kaçmaz, bu tablonun artık kanıksandığını ve her yıl memur ile emeklilerin biraz daha fakirleştiğini dile getirdi.
Enflasyon Farkı Bir Teselli mi, Yoksa Kandırmaca mı?
Kamuoyunda "enflasyon farkı"nın bir nevi zam gibi algılanmasının yanlış olduğunu savunan Kaçmaz, bunun aslında yaşanan kaybı telafi etmeye yönelik geçici bir ödeme olduğunu vurguladı. Enflasyon farkının maaşları ancak geriye dönük olarak dengelediğini söyleyen Kaçmaz, "Zam dediğiniz şey, alım gücünü artırmalıdır. Oysa son yıllarda yapılan artışlar, maaşları enflasyonun bile gerisinde bırakmıştır" diyerek, memurların adeta ön ödemeli bir enflasyon sistemiyle yaşamak zorunda bırakıldığını belirtti.
2026 Maaşları: Umutsuz Bir Bekleyiş mi?
Memurların 2026 yılının ilk maaşlarını almaya başladığı bu günlerde, açıklanan artışların kamuoyunda olumlu gibi gösterilse de gerçekte yetersiz olduğunu savunan Kaçmaz, maaşların altı ay boyunca geçinmek için bile yetmeyeceğini söyledi. En düşük dereceli bekar memurun maaşının %22,4 artarak 58 bin 200 TL'ye yükselmesi ve ortalama memur maaşının yaklaşık 64 bin 100 TL seviyesine çıkması, kağıt üzerinde olumlu görünse de, gerçek yaşam maliyeti karşısında yetersiz kalıyor.
Yoksulluk Sınırı Çizgisi: Memur Maaşları Nerede Kalıyor?
Türkiye'de yoksulluk sınırının yaklaşık 100 bin TL seviyesine ulaştığını hatırlatan Kaçmaz, ortalama memur maaşının bu rakamın çok altında kaldığını vurguladı. Emekli maaşlarının ise açlık sınırının dahi altına gerilediğini belirten Kaçmaz, "Bu maaşlarla bir memur ay sonunu nasıl getirecek?" sorusuyla yaşanan dramı bir kez daha gözler önüne serdi. Mevcut ücret düzeylerinin, kamu çalışanlarını ve emeklileri her geçen gün daha derin bir yoksulluk girdabına sürüklediğini ifade etti.
Emeklilik Sistemi: Çıkmaz Sokakta Bir Gelecek mi?
2008 öncesi ve sonrası düzenlemelerle ikiye bölünen emeklilik sisteminin, görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki bağı tamamen kopardığını belirten Kaçmaz, ek ödeme ve benzeri unsurların emeklilik hesabına dahil edilmemesinin sistemi işlevsiz hale getirdiğini söyledi. Özellikle 2023'te başlayan ilave ek ödemenin emekli maaşına yansıtılmamasının büyük bir adaletsizlik yarattığını vurgulayan Kaçmaz, en düşük memur emeklisinin maaşının asgari ücretin altına düştüğünü ve bu nedenle kimsenin emekli olmak istemediğini ifade etti.
Vergi Yükü: Çalışanın Sırtında Bir Yük Daha
Bütçe gelirlerinin büyük bölümünün vergilerden oluştuğunu ve bu vergilerin ağırlıklı olarak dolaylı vergiler üzerinden toplandığını hatırlatan Kaçmaz, düşük ve sabit gelirli çalışanların hem maaş politikalarıyla hem de vergi sistemiyle baskı altına alındığını söyledi. Gelir vergisi dilimlerinin maaş artışlarının gerisinde kaldığını ve yapılan zammın ödenen vergiyle geri alındığını belirten Kaçmaz, memurlar için gelir vergisi oranının %15'te sabitlenmesi gerektiğini savundu.
Ücret Adaletsizliği ve Kayıp Çalışma Barışı
Kamuda ücretlerin sadece düşük olmakla kalmayıp, aynı zamanda kendi içinde de adaletsizlik barındırdığını ifade eden Kaçmaz, aynı işi yapan ancak farklı statülerde bulunan çalışanlar arasında ciddi maaş farkları oluştuğunu söyledi. Bu durumun çalışma barışını zedelediğini belirten Kaçmaz, yardımcı hizmetler sınıfı personeli başta olmak üzere idareciler, akademisyenler, öğretmenler ve teknik personelin mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Güvencesiz İstihdam: Gelecek Endişesi
Son yıllarda yaygınlaşan güvencesiz istihdam modellerinin, kamu çalışanları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Kaçmaz, özellikle sözleşmeli ve çok parçalı istihdam yapılarının çalışanların geleceğe güvenle bakmasını engellediğini söyledi. Türkiye Kamu-Sen olarak kamuda kadroya dayalı, tek tip ve güvenceli bir istihdam modeli istediklerini ifade etti.
Ek Zam ve Refah Payı: İnsanca Yaşamın Talebi
Mevcut ekonomik şartlar altında sadece enflasyon kadar yapılan artışların kabul edilemez olduğunu belirten Kaçmaz, memur ve emekli maaşlarına ek zam yapılmasını ve refah payı eklenmesini talep etti. Amaçlarının başkasının hakkını istemek olmadığını vurgulayan Kaçmaz, kamu çalışanlarının milli gelire yaptığı katkının karşılığını talep ettiğini söyledi.
Yetkililere Çağrı: Köklü Çözümler Bekleniyor
Açıklamasının sonunda yetkililere seslenen Selçuk Kaçmaz, kamu çalışanlarının her ekonomik sıkıntıda başvurulacak bir kaynak olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Maaş sorununa geçici değil, köklü ve kalıcı çözümler üretilmesini isteyen Kaçmaz, insan ve çalışan odaklı sosyal politikalarla memur ve emeklilerin yoksulluk girdabından kurtarılması çağrısında bulundu.